“TERCÜMANA ZEVAL OLMAZ!”

KAMPANYASI VE ÇEVİRİ KAVRAMI

ÜZERİNE ÖZETLENMİŞ GÖRÜŞLER

 

 

 

Hasan Anamur

 

 

ÇEVİRİ DERNEĞİ, BİRLEŞİK KONFERANS TERCÜMANLARI DERNEĞİ ve ÇEVBİR’ce  başlatılan, Türkiye PEN, EDİSAM, YAY-BİR (Yayıncılar Meslek Birliğ), YAYINCILAR BİRLİĞİ, YAZARLAR SENDİKASI’nca da desteklenen “Tercümana zeval olmaz!” kampanyasıyla ve çevirmenin sorumluluklarıyla ilgili olumlu – olumsuz görüşler dolayısıyla düşüncelerimi – çeviribilimci bir akademisyen ve çevirmen olarak - 2 aşamada özetlemek istiyorum:

 

1 – “Tercümana zeval olmaz!” kampanyası Ceza Kanununda çevirmen aleyhine var olan maddenin / maddelerin bu kanundan çıkartılmasını sağlamak amacıyla başlatılmıştır: Bu kararı siyasal erk alacaktır.

·        Valéry: “Siyaset, insanları ilgilenmeleri gereken alanlardan uzak tutma sanatıdır”, demişti.

·        “Tercümana zeval olmaz!” kampanyası, düşülebilecek siyasal tuzağın bilincindedir. Kimi dernekler şimdiden bu tuzağa düşmüşlerdir.

·        Bu nedenle, kampanya ÇEVİRİ DERNEĞİ, BİRLEŞİK KONFERANS TERCÜMANLARI DERNEĞİ ve ÇEVBİR’ce salt çevirmen odaklı olarak başlatılmıştır.

·        “Tercümana zeval olmaz!” kampanyası aynı bilinçle hareket eden Türkiye PEN, EDİSAM, YAY-BİR (Yayıncılar Meslek Birliğ), YAYINCILAR BİRLİĞİ, YAZARLAR SENDİKASI gibi yazar örgütlerince de desteklenmektedir.

·        Bu kampanya düşünce ve ifade özgürlüklerinin önemsenmediği,  benimsenmediği ve savunulmayacağı anlamına kesinlikle gelmemektedir. Tersine bu özgürlüklere doğru atılan bir adımdır.

 

2        – “Tercümana zeval olmaz!” kampanyası çevirmenlik mesleğinin özelliklerinin / çevirmenin etik konumunun belirlenmesi amacıyla da başlatılmıştır:

Bu konuda şunlar söylenebilir:

·        Çevirinin amacı, varış bağlamı / varış dili okurunu,  çıkış metninin “eşdeğerli” bir çevirisine ulaştırmak olmalıdır. Bir başka deyişle; bir çeviri, yazılı ya da sözlü bir metnin çıkış bağlamı okuru ya da dinleyicisi üzerinde oluşturduğu etkiyi / etkileri varış bağlamı okuruna ya da dinleyicisine “eşdeğerli” olarak aktarmalıdır.

·        Çevirmenin görevi de, dolayısıyla, iki yazılı metin ya da sözlü anlatım arasında bu “eşdeğerlilik”i sağlamaktır.

·        Burada, kimi akademik çevreleri ezberciliğe yöneltecek kadar etkilediği gözlemlenen, aslında yalnız yazınsal metinleri kapsayan ve çevirmenin  altyapısının, dillere egemenliğinin, bilgi birikiminin, algılama ve değerlendirme yeteneğinin, aktarım ve anlatım becerisinin her zaman yeterli olmayabileceğini dikkate almadan çeviri sürecini gerçekleştiren kişinin yapıt karşısında özgür olduğunu, çeviriyi kendi yorumuna göre yapması gerektiğini ileri süren postmodernist kuramların eleştiri süzgecinden geçirilmeleri gerektiğini düşünüyorum.

·        İlk önce, bu kuramcıların hemen hiçbiri bir yazınsal yapıt üretmiş değillerdir. Eğer bunu yapmış olsalardı, yıllarını vererek içeriğini kurguladıkları, yoğurdukları, her sözcüğünü, her deyimini tarttıkları yapıtlarına “yaratıcılık” adına “çevirmen kararları”yle “müdahale” edilmesine ilk önce kendileri karşı çıkarlardı.

·        Eco gibi postmodernist kuramlar üzerine düşünmüş gerçek yazarların görüşleri bu açıdan örnek alınacak niteliktedir.

·        Çevirmenin, ilke olarak ve mantık gereği, yazılı / sözlü hiçbir alanda çıkış metnini kendi siyasal, dinsel,  yasal, ekonomik, tarihsel, filozofik, dugusal……….. görüşüne göre değiştirmesi, metinlere sansür uygulaması, “yaratıcı” “karar”larla metin aralarına metinde var olmayan amaçlı düşünceler katması / metinlere tümceler, hatta bölümler eklemesi ya da çıkartması /  okuru ya da dinleyiciyi doğru bilgilendirmekten kaçınması, eksik bilgilendirmesi, yanlış yönlendirmesi düşünülemez. Çevirmen yazınsal yapıtlarda biçimi de korumakla yükümlüdür. Çevirmen ancak bu yükümlülüklere uymadığında kınanmalı ve sorgulanmalıdır, o da yasal düzlemde değil, etik düzlemde. Çevirmene yöneltilebilecek tek suçlama bu olabilir.

·        Yargının bir çevirmeni bir yazılı metni ya da bir konuşmacının sözlerini “eşdeğerli” olarak aktardığı için suçlayabileceği düşüncesi çevirmenlik  kavramına ve mantığa aykırıdır.

·        Çevirmene yasal sorumluluk yüklemek isteyenlerin amacı düşünce ve anlatım özgürlüğünü bu yolla da denetim altına almaktır.

·        Adları yukarıda verilen ve bu durumun bilincinde olan dernekler ve örgütler,  “Tercümana zeval olmaz!” kampanyasını, konuyu dağıtma ve sürüncemede bırakma oyunlara düşmemek için, ilk aşamada, Ceza Kanununda var olan çevirmen aleyhindeki maddeye / maddelere yöneltmişlerdir.  

 

Tercümana zeval olmasın

 

 

 

 

 

 

 

Copyright©2006 Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği
1