TERCÜMANA ZEVAL OLMAZ

 

Bir çevirmenin, sırf işini yaptığı -yani bir kitap ya da bir konuşma çevirdiği- için hapse atılmasını doğru bulmak, mantıklı bulmak mümkün mü?

Ne yazık ki ülkemizde bu mümkün: Bir yandan ifade özgürlüğünün sınırlarının daha da genişletilmesi öngörülürken, genel olarak düşüncenin suç sayılmasının yanlışlığı tartışılırken, üç çevirmen ve iki editör, sırf kitap çevirip yayına hazırladıkları için hapis cezası istemiyle yargılanmaktalar. Çünkü Basın Yasası, eğer yazarı yurtdışındaysa, kitabın içeriğinden "eser sahibi" sıfatıyla çevirmeni sorumlu tutmakta ve cezai sorumluluk yüklemektedir.

Oysa çevirmen, çevirmekle yükümlü olduğu iletiyi (metni, konuşmayı) bir dilden diğerine, taşıyıcısı olduğu her dilin ve kültürün özelliklerine uygun şekilde, sadık, eksiksiz ve tarafsız olarak aktarmakla yükümlüdür. Sorumluluğu bundan ibarettir: Çevirmen kendine ait bir düşünceyi dile getirmez, meslek etiği gereği, yazarın ya da konuşan kişinin söylediklerine bağlı kalmak zorundadır.

Dolayısıyla çevirmen, bir dilden diğerine aktardığı iletinin siyasi, felsefi, hukuki, vb. içeriğinden asla sorumlu tutulamaz. Öyle olmasa, mahkemede suçunu itiraf eden bir katil zanlısının sözlerini aktaran çevirmenin de, katil zanlısıyla birlikte cinayet suçundan hapse atılması gerekmez miydi?

Kaldı ki çevirmen, değil içeriğine katılmak, aslında içerdiği görüşlere tümüyle karşı olduğu bir iletiyi bile çevirirken, kendi siyasi, felsefi düşüncelerini kenara bırakıp, o iletiyi aynı mesleki titizlikle, aslına sadık olarak çevirmekle görevlidir. İşi budur.

 Her şey bir tarafa, kendisinden çevirmesi istenilen metnin “suç” içerip içermediğini çevirmen nereden bilecektir? “Suç” unsuru taşıyabileceğini düşündüğü bölümleri kendiliğinden sansür mü edecektir? Oysa savcı ve yargıçlar bile, çevirisi yapılıp Türkçeleştirilmediği sürece bir metnin “suç unsuru” içerip içermediğine hukuken karar veremezler. Dolayısıyla çeviri yapmış olmayı suç saymak, hukuk mantığına da tamamen aykırıdır. İfade özgürlüğünün kısıtlanmasından bile daha öte bir mantıksızlıktır.

Görüldüğü gibi, söz konusu anlayış sadece ifade özgürlüğünü değil, hatta yalnızca soruşturulan, yargılanan meslektaşlarımızı değil, tüm çevirmenleri, dahası doğrudan çevirmenlik mesleğinin icra edilebilirliğini tehdit etmektedir. Çevirmenlik alanında faaliyet gösteren meslek örgütleri olarak, bu gidişattan duyduğumuz endişeyi dile getirmekle, kamuoyuna duyurmakla yükümlüyüz.

Dolayısıyla, biz aşağıda imzası olan meslek kuruluşları, çevirmenlerin yargılanmasına zemin hazırlayan Basın Yasası’nın 2. Maddesini en kısa sürede değiştirilmesini ve bu yolla da yargılanan tüm meslektaşlarımıza yönelik işlemlerin derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Çünkü tıpkı elçiye zeval olmadığı gibi, yalnızca bir aktarıcı olan tercümana da zeval olmaz!

İmzacı Kurumlar: Birleşik Konferans Tercümanları Derneği, ÇEVBİR (Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği), Çeviri Derneği, EDİSAM (Edebiyat ve İlim Eserleri Sahipleri Meslek Birliği), Türkiye PEN, YAY-BİR (Yayıncılar Meslek Birliği), Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Yazarlar Sendikası

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Copyright©2006 Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği