Çevirmenler Meslek Birliği

Çevirmenler Meslek Birliği

Babil Kulesi


Dil’de Tanrı

Mahir Ünsal Eriş

            Dil, büyülü bir soyutlama uğraşıdır ve konuşulduğu toplumun DNA’sı gibidir. Bir topluluğun dilinden ve o topluluğun ve atalarının tarihsel, kültürel geçmişine hatta maneviyatına dair kimi kodlar taşırlar.

            Arkeoloji ve antropoloji bilimleri insanın inanma macerasının çok eskilere dayandığını, özellikle de doğal olayların ilk inanç kalıplarının ortaya çıkmasında önemli etkilerinin olduğunu öğretir. Örneğin, Türkçede, İslam öncesinden beri yaşatılan Tanrı sözcüğünün kökeni olan Tengri, tam olarak “engin mavilik” karşılığı olarak kullanılagelmiştir. Eski Türklerin yaşadıkları coğrafya itibarıyla bu sözcüğün göğe karşılık geldiğini söylemek çok iddialı olmaz. Eski Türklerde Göktanrı inancının varlığı da bu bilgiyi pekiştirir niteliktedir. Sumer dilinde Tanrı anlamına gelen ve uzunca bir süre bölge halklarının çivi yazılarında Tanrı determinatifi olarak kullanılan DINGIR sözcüğüyle de akrabalığı bulunduğu varsayılan Tengri sözcüğü halen Asya’nın Türki dil konuşan kimi halklarında Tanrı anlamlarında kullanılır ve yine engin bir mavilik olan denize de atalık eder. Örneğin Kırgızcada deniz “Tengiz” olarak söylenir. Hatta daha uzak bir örnek verecek olursak, Asyalı kökenlerinin varlığı kuvvetle muhtemel Macarlarda dahi bugün deniz, “tenger” sözcüğüyle adlandırılır. Bugün Türkçede ise, olasılıkla İslam’la tanıştıktan sonra dağarcığa giren Tengri Teala tamlaması sebebiyle, ses uyumu yaratma eğiliminden kaynaklı olarak Tanrı’ya dönüşmüştür.

Devamını oku...
 
Türkler, Hindiler ve Mısır

Mahir Ünsal Eriş

Uluslar kendilerine ve ülkelerine bir ad seçerler. Bazen de başka ulusların kendilerine koydukları adı kullanmayı tercih ederler. Ancak elbette her ulusun ve ülkenin bir adı ve bu adların da birer hikâyesi vardır elbette.

Bizim adlandırılışımızla ilgili en çok gücümüze giden konu hiç şüphesiz İngilizcede yaşadığımız ülkeye “hindi” denmesidir. Fakat durum tam tersidir aslında. İngilizce konuşan dünya hindiyi ilk kez Madagaskar yoluyla geldiği Osmanlı coğrafyasından aldıklarından ötürü onu sonuna nisbet i’si koydukları Türkî sözcüğüyle adlandırmışlardır ki bu da Türkiyeli, Türklere has anlamındadır. Benzer bir adlandırmayı bizim de Hindistan ile ilgili yaptığımız göze çarpacaktır. Bizler, İngilizce konuşan dünyanın turkey diye bildiği hayvanla, Hindistan dilini aynı sözcükle anarız: Hindî. Aynı nisbet i’si Hind’in sonuna gelerek, Hintli, Hindistan kökenli, Hintlilere has anlamı vermiştir ki bizde hem Batı Hint takım adalarından gelen bu kuşun hem de Hindoloji’nin konusu olan dilin adı olmuştur. Fransızlar da aynı hayvanı “dinde” olarak adlandırırlar ki bu bizim “hindi” deyişimizi anlamlı kılar. Zira kısa formuyla dinde olarak söylenen sözcük “poulet d’inde” tamlamasından türemiştir ki bu da Hint Tavuğu demektir.

Devamını oku...
 
Sümer’den Şemsiyeye

Mahir Ünsal Eriş

Mitoloji deyince akla ilk olarak Rönesans ressamlarının elinden çıkmış görkemli Yunan Tanrılar ve onların akıllara durgunluk veren hikayeleri gelir. Kaçamak yaptığı sevgilisini karısı Hera’nın gazabından kurtarmak için gizlemek amacıyla bir ineğe çeviren ve sonra onu bir inek olarak olarak unutan Zeus, dantel ustası Arakhne’nin bu işteki büyük maharetini kendi zekasına hakaret kabul eden ve bu genç kadınla girdiği dantel örme yarışmasını kaybedince hıncından onu bir örümceğe çeviren Athena ya da sevdiği kız Daphne’yi yanlışlıkla vurup öldürünce onu bir defne ağacına çeviren hatta bir dalını alıp başına taç yapan Apollon.
Devamını oku...
 
Özleyenler, Iskalayanlar, Sıkışanlar

Mahir Ünsal Eriş

            Dil, insanların kendini ifade etme ve düşündüklerini kodlama biçimidir. Ve ilk olarak bir arada yaşayan insanların birbirleriyle olan iletişimlerini biçimlendirir. Bu iletişimin bazı kendine özgü özellikleri vardır. Bu özelliklerin tümü “o dilde düşünme” başlığı altında toplanabilir. 
           

Devamını oku...
 


 
Joomla 1.5 Templates by Joomlashack