Çevirmenler Meslek Birliği

Çevirmenler Meslek Birliği

İntihal Komisyonu Raporu


ÇEVBİR-YAYBİR
İntihal İnceleme Komisyonu Sonuç Raporu


Yayıncılık piyasasında ağırlıklı olarak “Klasikler” adıyla bilinen eserlerde karşılaşılan intihal vakalarıyla, usulsüzce gerçekleştirilen kısaltma, uyarlama ve benzeri uygulamaların giderek daha rahatsız edici boyutlara ulaştığı herkes tarafından bilinmektedir. Bu durum karşısında, ilgili meslek kuruluşları, ÇEVBİR (Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği) ve YAYBİR (Yayıncılar Meslek Birliği) ortak hareket etme kararı almıştır. Her iki meslek birliği, bu amaçla bir komisyon kurulmasını kararlaştırmıştır. Bu doğrultuda kurulan “İntihal inceleme komisyonu”nun amacı, yayın piyasasında 70 yıllık koruma süresi dolan ve kısaca “klasik eserler” olarak tanımlanan eserlerin çevirilerinde görülen intihal, kısaltma ve benzeri usulsüzlüklerin önlenmesi yolunda öneriler geliştirmektir.
Bu amaçla, kamuoyunun dikkatini de çekebilmek için başlangıç olarak 10 klasik eserin incelenmesine karar verilmiştir. Dikkat çekilmek istenen aksaklığın en çok Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen “100 temel eser” arasında görüldüğü de göz önünde bulundurularak, eserler bu listeden seçilmiştir. Seçilen eserlerin adı, yazarı ve özgün dilinin belirtildiği liste, EK–1 olarak sunulmuştur.

Söz konusu 10 eserin incelenmesi amacıyla, öncelikle ÇEVBİR üyelerinden, konuyla ilgili deneyimi olan çeviribilimciler ve çevirmenlerden oluşan beş kişilik bir komisyon oluşturulmuştur. Komisyon çalışmalarına 2007 yılı mart ayında başlamış ve söz konusu eserlerin piyasada bulunabilen çevirilerinin YAY-BİR tarafından temin edilmesinin ardından komisyon üyelerinin incelenen kitaplar hakkında hazırladıkları ayrıntılı raporlar da aynı yılın Aralık ayında hazırlanmış olup, EK-2 – EK-11 olarak sunulmuştur.

Sözü edilen raporların değerlendirilmesi sonucunda varılan sonuç aşağıdaki gibidir:


1. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı tarafından oluşturulan “Yüz Temel Eser” listesindeki kitapların piyasada bulunan çevirilerinin sayısı makul ölçülerin dışındadır.

2. İncelenen eserlerin birçoğunun yoğun bir şekilde intihal edildiği görülmüştür.

3. İntihallerin birçoğu, söz konusu klasik eserlerin eski çevirilerinden yapılmaktadır. Bu durum, komisyonun yukarıda anılan on eserin piyasadaki tüm çevirilerini temin etmesini olanaksız kılmış ve dolayısıyla da incelemenin eksik kalmasına neden olmuştur.

4. Eserlerin bir bölümü, çeşitli oranlarda kısaltılmış olup, birçoğunda bu kısaltmanın nasıl ve ne ölçüde yapıldığı belirtilmediği gibi, çoğunlukla bir kısaltmanın yapıldığından bile söz edilmemektedir. Bu durumda, ortaya çıkan kitabın “klasik” olma özelliği zedelenmekte olup, okurun kandırılmasının da yolu açılmaktadır.

5. Kitapların büyük çoğunluğunda, çevirinin özgün dil ve eserden mi gerçekleştirildiği yoksa başka bir dilden ve/veya bir kısaltmadan mı yararlanıldığı belirtilmemektedir.

6. Birçok kitapta çeviriyi kimin gerçekleştirdiği belirtilmemektedir. FSEK uyarınca sorumlu eser sahibi çevirmen olduğundan, bunun sorumluluktan kaçma amacı taşıdığı kuşkusu uyanmaktadır. Ayrıca, ele alınan eserlerin tümünün de “100 Temel Eser” arasında yer almasının, bu eserlerin çevirilerini gerçekleştirenlere belli bir saygınlık getireceği de ortadadır. Bu durumda, kimi kitapların künyesinde çevirmen adının belirtilmemesi, kimisinde de takma adlar kullanılması mantıkdışı olup, duyulan kuşkuyu güçlendirmektedir.

7. Bu intihal uygulaması genç ve uzman çevirmenler açısından da bir tür haksız rekabet yaratmaktadır. Klasik çevirilerinin ilk başlarda ara dillerden yapıldığı bir gerçektir. Eğitim alanımız ve olanaklarımız arttıkça Rusça, Çince, İtalyanca, İspanyolca vb. dillerde ve bu dillerin kültür ve edebiyatlarında uzmanlaşmış genç çevirmenler söz konusu klasikleri “özgün dillerinden” çevirmek istemektedir. Ancak, bu intihal uygulamasının piyasada yarattığı “ucuzculuk” ve “özensizlik” yayınevinin özgün dilden klasik çevirtmeye girişmesini engellemektedir.

8. Komisyonun vardığı sonuçların değerlendirilmesi sırasında, bu komisyonun amacının “iyi” ve kusursuz çevirileri tespit etmek olmayıp, tersine, intihal ve kısaltma vakalarını olabildiğince belirlemek olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.


Bu durumun, özgün çalışmalar ortaya koyan çevirmenlerin emeğinin gasp edilmesine neden olmak, yayınevleri arasında haksız rekabete yol açmak, yeteri kadar bilgilendirilmeyen okurların, özellikle de öğrencilerin ve velilerin istismarına yol açmak ve dolayısıyla da toplumda yayıncılık piyasası, çevirmenler ve yayınevi çalışanları hakkında olumsuz bir izlenim doğmasına neden olmak gibi çok mahsurlu sonuçları olduğu açıktır.


Bu bilgiler ışığında önerilerimiz aşağıdaki gibidir:


1. Bu sorunun halledilmesi, pek çok kurumun ve hak sahiplerinin işbirliği ile mümkündür ve gönüllülüğe dayanan bir oluşum olan intihal araştırma komisyonunu aşan bir çabayı gerektirmektedir.

2. Çok ciddi mahsurlar doğuran bu sorunun halli, ancak meslek kuruluşlarının ve üniversitelerin oluşturacağı, Rekabet Kurulu'nun, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ve Kültür Bakanlığı'nın da destekleyeceği bir işbirliği ile mümkündür.

3. Bu işbirliğinin öncelikli hedefi Milli Kütüphane kayıtlarına müracaat ederek her eseri tek tek incelemek ve intihal sorumluları hakkında adli işlem yapılabilmesini sağlayacak veri ve bulgu derlemek olmalıdır.

4. Söz konusu intihallerin ve diğer sakıncalı uygulamaların sorumluları, birkaç istisna dışında, belli bazı yayınevleridir. Yayıncılık meslek kuruluşlarının, meslek ilkelerini ihlal ettiği açık olan bu kişi ve kurumlar hakkında meslek içi bir takım önlemler almaları gerekmektedir.

5. Bu alandaki haksız rekabeti engellemek için bu tür kitapların ve bunları yayımlayanların özellikle yoğun ve toplu satışların gerçekleştiği kitap fuarları vb. etkinliklerin, çeşitli kitap kampanyalarının ve gazete promosyonlarının dışında tutulabilmeleri için gerekli önlemler alınmalıdır.

6. Klasik yapıtların intihal çevirilerinin kısaltılmış ve uyarlanmış kopyalarıyla okurlar da kandırılmaktadır. Bu nedenle, tüketici dernekleriyle de işbirliğine gidilerek büyük marketlerde, internet sitelerinde bazen çevirmeni belli olmayan, bazen “sanal bir çevirmen” adıyla piyasaya sürülen kitapların “ayıplı mal” statüsünde sayılması için gerekli girişimler yapılmalı, bu kitapların satılması, dağıtımcıların bu tür kitapları piyasaya yayması engellenmelidir.

7. Kitap Çevirmenleri Meslek Birliğinin de eserleri intihale uğrayan çevirmenlere yardımcı olması gerekmektedir, çünkü intihal edilen eserlerin çoğunluğunun eski çeviriler olduğu, çevirmenlerinin de belli bir yaşın üzerinde ya da vefat etmiş olduğu ve piyasadaki çeviri sayısının hacmi de düşünüldüğünde, bu işin önünün bireysel çabalarla alınamayacağı açıktır. Kaldı ki, çoğu aramızdan ayrılmış olan bu çevirmenlerin varisleri, konuyla yeterince ilgilenecek zamanı bulamadıkları için kanuni takibat başlatmakta çekingen davranmaktadırlar.

8. Milli Eğitim Bakanlığının “100 Temel Eser” uygulamasının, bu sorunun oluşmasında doğrudan etkisi olmuştur. Bu nedenle, söz konusu uygulamanın en kısa sürede gözden geçirilmesinde yarar görülmektedir. Bu bağlamda, “100 Temel Eser” listesinde yer alıyor olmanın bir kitabın satışına büyük yarar sağlayacağı açıktır, ama bunun aynı zamanda yayıncısına da belli bir sorumluluk yüklemesi gerekir. Bu nedenle, bu kitapların basımının belli kurallara bağlanmasında yarar vardır.

9. İkinci maddede andığımız kurumların işbirliğinin öncelikli hedeflerinden biri de, özellikle MEB tavsiyeli klasik eserlerin çevirileriyle ilgili standartlar getirmek olmalıdır. Bu standartların uygulanmasıyla, okura “100 Doğru Temel Eser” sunulması, bu alandaki haksız rekabetin engellemesi, kültür tarihimize büyük katkılarda bulunmuş eski çevirmenlerimizin emeğinin yağmalanmasının önüne geçilmesi, yeni, genç ve uzman çevirmenlerimizin bu alanda çalışmasını engelleyecek koşulların düzeltilmesi sağlanmalıdır.

10. Kültür bakanlığının bandrol uygulamasının, bandrol müracaatında bulunanlardan telif ve çeviri sözleşmesi ibrazı zorunluluğunu tavizsiz uygulaması da, sorunun çözülmesine yardımcı olacaktır. Üstelik bu kitapların birçoğu haksız bir şekilde Bandrol Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin ikinci fıkrası gereğince bandrol uygulamasından muaf oldukları iddiası ve beyanıyla basılmaktadır. Halbuki, söz konusu yönetmeliğin 5. maddesinde, bandrol uygulamasından muaf olan eserlerin “Kanunun öngördüğü koruma süreleri sona eren fikir ve sanat eserlerini içeren süreli olmayan yayınlar” olduğu açıkça belirtilmektedir. Ancak, bir eserin çevirisi de FSEK gereğince eser telakki edildiğinden, koruma sürelerinin özgün esere göre değil, çeviriye göre değerlendirilmesi gerektiği açıktır, bu nedenle de kaynak eserlerin koruma süreleri dolmuş olsa bile, söz konusu eserlerin çevirilerinin büyük çoğunluğunun koruma süreleri dolmamıştır ve bandrolden muaf değildir. Bu istismarın önlenmesi de şarttır. Ayrıca, bir çevirinin söz konusu koruma süreleri dolmuş bile olsa, ortadan kalkan yükümlülüğün yalnızca mali hakların karşılanması olacağı açıktır. Bunun dışında eser sahibi olan çevirmenin manevi hakları olan isminin zikredilmesi ve eserin bütünlüğünün korunması gibi yükümlülüklerin ortadan kalkmayacağı aşikardır.


Komisyon, yayın piyasasında çok büyük bir yer kaplayan ve kültür yaşamıyla eğitim dünyamızı ciddi bir biçimde etkileyen bu sorunun çözümü için, yukarıdaki önerilerin olgunlaştırılması ve olası yeni önerilerin değerlendirilmesi amacıyla geniş tabanlı bir tartışma ortamının oluşturulmasının gerekli olduğu kanaatindedir.

Bu amaçla, ilgili meslek kuruluşlarının, üniversitelerin ilgili bölümlerinin ve ilgili bakanlıkların temsilcilerinin katılımıyla bir toplantı düzenlenmesini önermekteyiz.




Bu sayfayı paylaşın
 
 
Joomla 1.5 Templates by Joomlashack